20 Şubat 2026 Cuma

DÖNEMLERİM... SOSYOMATİK…( 1990 – 2004 )

DÖNEMLERİM...

SOSYOMATİK…( 1990 – 2004 )
1985 yılında Niğde’den İzmir’e gelip kardeşlerim ile birlikte işlettiğimiz reklam atölyesinde çalışmaya başladım. Sonrasında reklamcılık yaşamımı kazandığım meslek oldu 2017 yılına kadar reklamcılık ile uğraştım. 1990’ların başları, bir reklam atölyesinde çalışan otuz yaşına gelmiş bir adam, Sıradan biri her insan gibi çalışıyor, tv izliyor, çarşıya pazara gidiyor, yemek yiyor arada içiyor, dostlarıyla buluşup sohbet ediyor, takım tutuyor aklınıza gelebilecek daha bir sürü şey. 1990’ların başı olağan dışı hiç bir şey yok her şey normal, mutsuz da sayılmam hani fakat bir şeyler eksik yaşamımda, birde son zamanlarda içimde sanki konuşan birisi var. Hiç durmadan bana '' bir şeyler yap bir şeyler yap'' diyen biri, iyide ne ne yapayım. Ses her geçen gün daha da yüksek sesle konuşuyor '' bir şeyler yap '' eeh yeter be ne yapayım, kocaman bir atölye etrafımda boya kutuları, tahtalar, kartonlar, kağıtlar...
Sonra garip bir şekilde her türlü boyayla elime geçen her malzemeye tahta karton, kağıt duvar vs. üzerine resim yapmaya başladım, Bu 1994 yılına kadar bir kaç yıl sürdü, tek üzüldüğüm nokta o yaptığım resimlerden çok azı şu an elimde bir çoğunu isteyenlere verdim, bazıları da taşınırken falan kayboldu, aslında değerini bilemedim. Şöyle düşünüyorum, ben hiç bir şey düşünmeden sadece resim yapmışım. Fakat bana buda yetmedi o yıllarda gündüz sağdan soldan bulduğum kağıtlara geceleri evde küçük masamda resimler yapmaya başladım, bu aralıksız 2004 yılına kadar devam etti, bitirdiğim resimleri boylarına göre plastik çantalara koydum.
Bu çalışmalar yıllar önce geceleri evde kağıt üzerine pastelle yaptığım çalışmalar, büyük bir kısmı 1994-2004 arası yapılmış resimler, bu sergideki resimlerin bir çoğu o döneme ait sonraki yıllarda yaptığım benzer işlerde var arasında. 2011 yılında bu resimlerden bir sergi yapmak fikri gündeme gelince resimleri koyduğum plastik çantaları boşalttım ve saydım toplam 265 adet resim çıktı. Birçoğunu artık unutmuşum görünce şaşırdım, bunları da 3 farklı şekilde çalışmışım figürlü olanları ayırdım, hangi duyguyla yaptıysam artık insana dair şeyler öfke, sevinç, aşk, kaygı, keder kadın, erkek ilişkileri , sosyal şeyler, çeşitli semboller ve rüya, paradoks, bulmaca gibi günlük yaşantımızda yeri olan durumlar. Günümüzde teknolojinin şekillendirdiği yaşamlarımızı düşündüm , ne çok matik vardı yaşamımızda bankamatik, taşıtmatik, otomatik , matematik, karizmatik uzar gider bende insana dair, yaşama dair bu resimlerime SOSYOMATİK adını verdim...
Bu başlık çok ilginç geldi bana yabancı bir dile çevirmek istediğimde mümkün olmadığını gördüm, SOSYOMATİK her dilde SOSYOMATİK…
Bir çoğu kağıtlara yapılmış resimler tuval üzerine, ahşap üzerine yaptıklarımda var, çoğunluğu bu 10 yıllık süreçte yapılmış resimler, sonraki yıllarda azda olsa bu seriyi devam ettirdim, sonraki yıllarda yaptıklarım ile 150 adet kadar. Sergide bu resimlerden seçilen 60 kadar resim sergilenecek. 2008 yılında gelen bir teklifle bu resimlerden seçilen 30 resmin özel bir kağıda 10,ar adet baskıları yapıldı imzalı olarak 60x40 cm. bir kısmı da 40x40 cm ölçülerinde 320 adet Vakıfbank Ayvalık sosyal tesisleri odalarına asıldı.
Turhan KA. / kasım 2012 / İzmir
SOSYOMATİK sergi afiş…





19 Şubat 2026 Perşembe

RASTLANTI...

 RASTLANTI...

Bir sanatçı her fırsatı kullanmalıdır, rastlantıda bunlardan biridir, çalışırken her şeyi bulamazsınız ama rastlantı her şeyi bulabilir.
Tabi ki siz onu görebilirseniz bu bir fırsattır ve belki o rastlantı size bir yol açabilir.
Rastlantı deyip geçmemek lazım Örneğin 20x15 cm. ölçülerinde bir deftere yaptığım ve PEMBE DÜNYA başlığı verdiğim çizimler, toplam 52 adet.
Yapım yöntemi de şu masada çizim yaparken yediğim mor dutun defter yaprağına damlaması ile başlayan bir süreç yani bir rastlantı. Defterin sayfasına damlayan dut suyu beni inanılmaz etkiledi. 50 yapraklı bir defteri bu iş için kullandım iki kapak da dahil bu şekilde toplam 52 çizim yaptım. Mor dutu elimle defter sayfalarına gelişigüzel sürüp çıkan şekilleri tükenmez kalem ile çizdim mor dut boya gibi kalıcı ben yine de yaptığım işleri bir süre bekletip en iyi rengi alınca işleri vernikledim, PEMBE DÜNYA 50 yapraklı bir defter ve tamamında bu şekilde çizimler var.
Turhan KA. 21 şubat 2022 Buca





PEMBE DÜNYA...
Kağıt üz. 24x17 cm. 2022

SANAT EĞİTİMİ, SINAV, YAŞAM VS...

SANAT EĞİTİMİ, SINAV, YAŞAM VS...

Aslında problem şu, ülkemizde sanat eğitimi veren kurumlara giriş için yapılan sınavlarda hep aynı yöntem var desen, imgesel vs. yani iyi çizen biri kabul görüyor bu tip sınavlar için kurs veren yerlerde bunlar öğrenciye ezberletiliyor ve sınav vs. neyse.

Öyle insanlar tanıdım önüne ne koysan çiziyor öttürüyor, ama o kadar farklı bir şey yap desen yok buda bir yetenek ama donuk bir yetenek gelişime kapalı. Sanat sadece gördüğünü çizmek ile yani güzel resim yapmak ile ilgili bir alan değil, çizmekten öte çok başka özellikler istiyor işte hayal gücü, farklı bir zeka, merak, araştırma, izleme farklı alanlardan beslenme vs. Sınavlar için iki kişi düşünelim birisi çok güzel çiziyor ve okula giriyor diğeri o kadar çizemiyor ama diğerine göre daha meraklı, hayal gücü gelişmiş, araştırmacı vs. ama o giremiyor çünkü sınavlarda buna yönelik bir şey yok. Sanat eğitimi veren kurumlara girişte şöyle bir yöntem olmalı bu benim düşüncem, bölüme kaç kişi alınacak 50 diyelim 100 kişi bir sınav ile alınmalı ve o bir yılda bu öğrencilerin yaptıkları işleri projeleri gelişimi izlenmeli ve o bir yılın sonunda kayırmaca iltimas olmadan işleri her bakımdan değerlendirilmeli ve 50 kişi devam etmeli, böyle bir yöntem ile çok daha iyi sonuçlar alınır diye düşünüyorum. Sınava giren kişi bu işi gerçekten istemeli ve o bir yılı göze almalı çünkü bu bölümlere girenlerin bir kısmı ora olmadı bide burayı deneyim diyenlerden oluşuyor.

Turhan KA.

15 Şubat 2026 Pazar

NEREDEN BAKARSAN TUTARSIZLIK, NEREDEN BAKARSAN AHMAKÇA !

   NEREDEN BAKARSAN TUTARSIZLIK, NEREDEN BAKARSAN AHMAKÇA !

Yaptığım bir paylaşıma yorum olarak aşağıdaki linki ekleyen Turhan KA uzun süredir sanatın genel durumunu tam olarak ve alegorik dille anlatamaya çalıştığım durum konusunda aklımda aniden bir benzetme yarattı.
Zaman zaman ülkemizdeki sanat ve sanatçının durumu hakkında açık, seçik ve TDK yazım kurallarına bağlı olarak anlatıyorum, ama ses yok. Duvar tenisi gibi duvara çarpan top geri geliyor. Kendini ilgilendiren topluluk sadece kendi resminin satışı ve sanatın ticaretinin derdinde. Herkes sadece kendisini kurtarmak için bir birinin ayağından dibe doğru hızla aşağıya çekiyor.
Beni bu konuda yetersiz bulanlar olabilir, ama bu konuya ilgili hatta uzman düzeyinde donanıma sahip diğer kişilerin de anlatımını dinlediklerinden emin bile değilim. Büyük kısmı kendi yarattıkları ego cehenneminde yaşamaya devam ediyor.
Bu defa Benzetme, Metafor (mecaz), Sembol ve Alegori dili kullanarak anlatayım desem de; sonucundan pek emin değilim.
Türkiye'de sanatçının ve sanatın başı belada, ama "Nereden Baksan Tutarsızlık/Nereden Bakarsan Ahmakça" Buna sanatçı da, galerici de, eğitimci de, müzayedeci de, küratörle de dahil . Ortalık çürük elmalarla dolu.
(NOT : İşini hakkıyla yapan az sayıdaki sanat insanının da hakkını yemeden onları konu dışında tutalım. Bu yazı nedeniyle onların alınacağını da sanmıyorum.)
Çürük elma derken aklıma Descartes’in ‘elma sepeti’ örneği geldi. "Yola çıktığımızda zihnimiz bir sepet gibi elmalarla dolu ama içinde çürükler de var. Bu çürükleri tek tek ayırsak, bu yanlışmış bu kötüymüş diye ki hepimiz buna benzer işler yapmışızdır. Arada bir tane çürük elma kalırsa eğer diğerlerini de çürütür. Descartes der ki, elmaların içinden çürükleri seçmekle yorulmayın. Sepeti tutun, ters çevirip boşaltın. İçlerinden sadece sağlam olanları tekrar sepete koyun. Bazen doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırmak için elma sepeti misali zihnimizi boşaltmalıyız. Sonra da uygun gördüklerimizi tekrar alıp zihnimize yerleştirmeliyiz belki de. Tıpkı yeniden takım kurar gibi, Tıpkı gardırobu yeniden düzenler gibi, Zihin temizliği kime lazım değil ki… " (*) Alıntı
Gemi hızla su alıyor, batmak üzere. Nedense büyük çoğunluk kendi egolarının yarattığı etkiyi koruma derdinde. Ne batan sanat gemisi, ne de içindeki sanat yükü ve sanatçıları kimsenin umurunda değil.
Soralım ve bakalım ne diyecek bu susanlar;
* Bela ne?
* Hela Neresi?
* Kimin başı belada?
* Tabanca ne?
* Kim tabancasını helada düşürdü?
* Ben kimim?
* Burası nere?
Tavsiye: Türkiye'deki tüm sanat sepetinin boşaltıp tek tek çürüklerin ayrılıp , sağlamları ile küçük bile olsa yeni bir sanat sepetini oluşturmak size çok zor görünüyorsa; o zaman siz kendi sanat sepetinizi tamamen boşaltıp sağlamları çürüklerden ayırıp yeni bir sepetle başlamayı neden düşünmezsiniz?
Son söz; Sizin tabanca yerin de mi? Yoksa siz de helaya düşürdünüz de haberiniz mi yok? Bu gün olmazsa yakında başınızın belaya düşeceğini görmüyor musun?

Vecdi UZUN

MALZEME...

MALZEME...

Malzeme benim için sadece bir araç gerisi bana kalmış tabi ki bütün bildiklerinizin üzerine çok gelişmiş bir merak ve hayal gücü. Ayrıca geçmiş yaşamımdan kaynaklanan çok farklı alanlardan beslenmem. Kullanılabilecek her malzemeyi işlerimde kullandım ne varsa onlarla çalıştım, boyam yoktu afişleri yırtarak boya yerine kullandım kendi kendime kolaj yapmayı öğrendim. Bu konuda her şeyi denedim bu gün belki de bu ülkede kolajı benim kadar iyi kullanan kaç kişi var bilmiyorum ve bu konuda iddialıyım.
Yıllar içinde her türlü malzemeyi kullanmak bana çok farklı kapılar açtı ve bu sayede 2017 yılında bir tesadüf sonucu atık malzemelerden heykel ve mask yapmaya başladım. Yaptığım heykel ve maskların malzemesi bilinen heykel malzemelerinden çok farklı ve bana özel bu yüzden heykel ve masklarıma KA. CA heykel ve mask diyorum.
Kişisel yapımdan kaynaklanan çok katmanlı bir yaratım süreci, ilgisizmiş gibi görünen şeyleri bir biri ile doğru yerde buluşturmak, bence bu sanat için çok önemli bir kavram ve sınırsız.
Turhan KA. 2020




Tuval üz. kar. 2012

10 Şubat 2026 Salı

SANAT BEN VE PİYASA...

SANAT BEN VE PİYASA...

Sanatı sadece kendim ve sanat için yapıyorum, ha bu yanlış anlaşılmasın bu adamın dünya ile yaşadığı çevre ile ilgisi yok diye düşünmeyin, aksine her şey ile çok ilgiliyim ama ne yaparsam yapayım kendi gözümden kendi anlayışım ile yaparım ki işlerimde böyle çokça örnekler var örneğin Sinema emekçilerine ithaf ettiğim SESLERİ ALAN: Marko Buduris... sergim. Saygı sergilerim örneğin Kuzgun Acar'a ithaf ettiğim KA. CA heykel sergim. Dünyada tek olan bir ressam arkadaşıma ithaf ettiğim BİR (1) PORTRE... sergim. Bir ressam arkadaşımın tek bir portresinden yaptığım 73 resim ve bunlardan seçtiğim 43 resim ve 18 parçadan oluşan bir pano resim ile yaptığım sergim evet başka bir örneği yok böyle bir alemde kim gider bir arkadaşı adına bir sergi açar bundan Türkiye'deki sanat piyasasının haberi var mı tabi ki yok, basit basit ezberlenmiş işler sergiler. Diyeceğim şu ki ne yaparsam yapayım kendi tavrım ile yaparım yok o beğensin bu beğensin diye değil. Son açtığım ve Türkiye deki ilk kadın heykeltraş Sabiha Bengütaş'a ithaf ettiğim Turgut Pura Vakfında açılan Bİ BAKTIM HEYKEL YAPIYORUM...
İzmir de bir arada bir ilk olan 7 yıllık bir dönem olan heykel ve Mask... sergim kimin haberi var, tabi ki yok bu çok umurum da mı tabi ki değil.
Bu çokça hava ve ticaretin bulaştığı iki yüzlü piyasa benim dışımda, ben kendimce doğru olduğuna inandığım işleri yaparım kimin için sadece sanat ve kendim için, ben Dünya'ya sanat ile bakıyorum ondan bu kirli piyasa beni ilgilendirmiyor. Ülkemizde sırf ticaret ile şişirilen kişileri gördükçe sanat adına üzülüyorum, sürecinin en başından bu güne çok geniş bir anlayış ile yaptığım ve çok farklı malzeme ve anlayış ile yaptığım işler bunun belgesi. Bu kadar çok kendince bu kadar çok üreten
kaç kişi var bilmiyorum merek edenler albümlerime ve içinde 30 yıllık arşiv olan bloğum turhanka.blogspot.com ve içinde 240 video olan You Tube kanalıma bakabilir.
Sanat kişisel bir inşadır bundan gerisi hava, piyasa ve ticaret dir, bu gün Dünyada ülkemizde sanat diye ne konuşuluyor, Matisse, Van Gogh, Roden, Picasso Fikret Mualla, Bedri Rahmi, Burhan Uygur vs. yani kişisel bir inşa ve yaptıkları gerisi piyasa vs.
Turhan KA. 11 şubat 2025 Buca





9 Şubat 2026 Pazartesi

SOSYOMATİK... Mart 2013


 


SOSYOMATİK...
Mart 2013
İzmir Resim ve Heykel Müzesi
Şeref Akdik Salonu