NEREDEN BAKARSAN TUTARSIZLIK, NEREDEN BAKARSAN AHMAKÇA !
Yaptığım bir paylaşıma yorum olarak aşağıdaki linki ekleyen Turhan KA uzun süredir sanatın genel durumunu tam olarak ve alegorik dille anlatamaya çalıştığım durum konusunda aklımda aniden bir benzetme yarattı.
Zaman zaman ülkemizdeki sanat ve sanatçının durumu hakkında açık, seçik ve TDK yazım kurallarına bağlı olarak anlatıyorum, ama ses yok. Duvar tenisi gibi duvara çarpan top geri geliyor. Kendini ilgilendiren topluluk sadece kendi resminin satışı ve sanatın ticaretinin derdinde. Herkes sadece kendisini kurtarmak için bir birinin ayağından dibe doğru hızla aşağıya çekiyor.
Beni bu konuda yetersiz bulanlar olabilir, ama bu konuya ilgili hatta uzman düzeyinde donanıma sahip diğer kişilerin de anlatımını dinlediklerinden emin bile değilim. Büyük kısmı kendi yarattıkları ego cehenneminde yaşamaya devam ediyor.
Bu defa Benzetme, Metafor (mecaz), Sembol ve Alegori dili kullanarak anlatayım desem de; sonucundan pek emin değilim.
Türkiye'de sanatçının ve sanatın başı belada, ama "Nereden Baksan Tutarsızlık/Nereden Bakarsan Ahmakça" Buna sanatçı da, galerici de, eğitimci de, müzayedeci de, küratörle de dahil . Ortalık çürük elmalarla dolu.
(NOT : İşini hakkıyla yapan az sayıdaki sanat insanının da hakkını yemeden onları konu dışında tutalım. Bu yazı nedeniyle onların alınacağını da sanmıyorum.)
Çürük elma derken aklıma Descartes’in ‘elma sepeti’ örneği geldi. "Yola çıktığımızda zihnimiz bir sepet gibi elmalarla dolu ama içinde çürükler de var. Bu çürükleri tek tek ayırsak, bu yanlışmış bu kötüymüş diye ki hepimiz buna benzer işler yapmışızdır. Arada bir tane çürük elma kalırsa eğer diğerlerini de çürütür. Descartes der ki, elmaların içinden çürükleri seçmekle yorulmayın. Sepeti tutun, ters çevirip boşaltın. İçlerinden sadece sağlam olanları tekrar sepete koyun. Bazen doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırmak için elma sepeti misali zihnimizi boşaltmalıyız. Sonra da uygun gördüklerimizi tekrar alıp zihnimize yerleştirmeliyiz belki de. Tıpkı yeniden takım kurar gibi, Tıpkı gardırobu yeniden düzenler gibi, Zihin temizliği kime lazım değil ki… " (*) Alıntı
Gemi hızla su alıyor, batmak üzere. Nedense büyük çoğunluk kendi egolarının yarattığı etkiyi koruma derdinde. Ne batan sanat gemisi, ne de içindeki sanat yükü ve sanatçıları kimsenin umurunda değil.
Soralım ve bakalım ne diyecek bu susanlar;
* Bela ne?
* Hela Neresi?
* Kimin başı belada?
* Tabanca ne?
* Kim tabancasını helada düşürdü?
* Ben kimim?
* Burası nere?
Tavsiye: Türkiye'deki tüm sanat sepetinin boşaltıp tek tek çürüklerin ayrılıp , sağlamları ile küçük bile olsa yeni bir sanat sepetini oluşturmak size çok zor görünüyorsa; o zaman siz kendi sanat sepetinizi tamamen boşaltıp sağlamları çürüklerden ayırıp yeni bir sepetle başlamayı neden düşünmezsiniz?
Son söz; Sizin tabanca yerin de mi? Yoksa siz de helaya düşürdünüz de haberiniz mi yok? Bu gün olmazsa yakında başınızın belaya düşeceğini görmüyor musun?
Vecdi UZUN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder