26 Ocak 2026 Pazartesi

KAriKAtürist Ali Olgun beni çizmiş...

 



KAriKAtürist Ali Olgun beni çizmiş eline sağlık

25 Ocak 2026 Pazar

AŞKIN KANUNU...

 




AŞKIN KANUNU...
X'LERİ çizerken tek düşündüğüm kendimce biçimler, leke ve renk bunun dışında bir şey anlatma derdim yok.
X'LERİ çizerken tek düşündüğüm kendimce biçimler, leke ve renk bunun dışında bir şey anlatma derdim yok.

OTOPORTRE... Fotoğraf üz. kar.

 



OTOPORTRE...
Fotoğraf üz. kar.

24 Ocak 2026 Cumartesi

ZAMAN ZAMAN OOOO O ZAMAN...

ZAMAN ZAMAN OOOO O ZAMAN...
Bu çağın en büyük sorunlarından birisi zaman çok fazla bölünüyoruz, her şeye yeterli zaman kalmıyor, yazarak yazılanları okuyarak bir insanı anlamakta bir yere kadar yani eksik kalıyor bir şeyler, o yüzden hep yüz yüze konuşmaktan yanayım. Bu ülkenin sanat ortamının en büyük sorunlarından birisi bu tip bir araya gelişlerin olmaması yani bir araya gelip sadece havadan sudan ve bir konu üzerinden sanat konuşmak, görüş alışverişi yapmak tanışmak, ama genelde böyle bir şey yok.

Ne var işte tanınan birileri var her işi onlar yapıyor her yere onlar bakıyor onlar kimi isterse onlar ile bir şeyler yapıyor yada herkesin kendi çevresi ile birlikte olduğu bir sanat ortamı var, yani kimsenin kimseyi gerçekten tanıdığı bildiği bir ortam yok buna imkanda yok zaten. Ülkemizdeki sanat etkinlikleri çalıştaylar, sergiler vs. de bundan ayrı değil, gör beni bende seni göreyim mantığı ile bir nevi kendi çevresi ile olma durumu mevcut, tıpkı ülkenin siyaseti gibi birileri kendi çevresi ilişkileri ile meclise giriyor sonrada hep bi kendine çalışma durumu, mevcut durumu koruma tahkim etme durumu, kendi çevresinde kim varsa onu işe koyma iş bulma durumu tabi böyle olunca bir nevi orada kök salma durumu, hemşericilik, tanıdık, eş, dost, oda bizden olma durumu. O zamanda bu eksiklik duygusu her alanda dahada artıyor.






NE KA HEYKEL O KA MASK... 5 yıllık bir dönem sergisi...


 


NE KA HEYKEL O KA MASK...
5 yıllık bir dönem sergisi...

İzmir Türk Amerikan Derneği 16-31 Mart 2022

PARALI ŞAİRLER, RESSAMLAR...

PARALI ŞAİRLER, RESSAMLAR...

Bir şair olduğumu düşünmüyorum, ama şiir yazmayı seviyorum, yani sonradan olmuş bir şey değil taa ilkokul zamanlarından beri yazarım biraz duygu yüklü ve melankolik biriyim galiba. Babam edebiyat öğretmeni olduğu için evimiz kitap doluydu bununda etkisi var tabi. İlkokuldayken öğrencilere dağıtılan dergiler vardı o dergilerde şiirlerim yayınlanmıştı liseyi bitirene kadar yazdım lisedeyken arkadaşlarım kız tavlasın diye yazıp onlara verdiğim çok şiir vardı. Sonra aşk, futbol arkadaşlar vs. şiir yazmayı bıraktım sonra aşık oldum yine yazdım sonra yine bıraktım. Eskiden yazdıklarım yok kim bilir nerelerde kaldı taşınırken falan kaybolup gittiler.
Sosyal medya falan derken 2010 yılından sonra tekrar yazmaya başladım klavyede yazıp sonra düzeltip klasörlerde saklamak kolay geldi bana ve bugün itibarı ile yaklaşık 350 şiir olmuş. İnsan bir şeyler yapınca bunu değerlendirmek istiyor, belki bir şiir kitabı fenamı olur olmaz tabii olsun da. Şiirlerim çeşitli dergilerde yayınlandı Görence dergi, Günizi vs. bir de kitabım olsun isterim yani.. Fakat burada iş değişiyor çünkü bu o kadarda kolay değil aslında kolay bir sürü yayınevi vs. var ama durum şöyle kitabın bir masrafı var ya parayı verirseniz kitabınız oluyor yani şiirleri yazıyorsunuz sonrada parasını öderseniz bir kitabınız oluyor yada tanınmış bir kişi olursanız bu iş daha kolay. Neyse bu yazdığım şiirlerden zaman içinde ressamlara, renklere, resme yazılmış şiirlerimi bir kitapta toplamak istiyorum bu konuda yazılmış 65 kadar şiir var, kitap kapaklarını bile hazırladım adı da RESSAMLAR GÜZEL İNSANLAR... buna dair bir şiirde var. Yani ilgilenen bir yayınevi olursa basılsın isterim, elimden gelen katkıyı da yaparım yani kitabın düzenlemesi vs. baskıya hazırlık aşaması sağ olsun bu işi yapabilecek arkadaşlarım var, ama şu kadar para ver basalım derlerse hiç gerek yok şiiri yaz uğraş birde parasını ver kitap bastır ne anladım bu işten. O zaman parası olan şair, yazar ressam olabilir, bununda bir anlamı olmaz, zaten kitap okuyan çok insanda kalmadı artık, benimde kitabım olmayıversin ne yapalım.

Turhan KA. 24 Ocak 2026 İzmir





MONOPRİNT GÜNLERİ...


MONOPRİNT GÜNLERİ...

Vay be 3 yıl geçmiş üzerinden zaman çok acımasız,

Etik Sanat Evi'nde Monoprint günleri... Murteza ile baskı yaparken sevgili abim Bedri ve Mehmet Aslan hayattayken Oğuz Demir, Turan Enginoğlu baskı yaparken bizi ziyarete gelmişlerdi.







Fotoğraf ocak 2023





9 Ocak 2026 Cuma

KURU FASULYE TARİFİ...

KURU FASULYE TARİFİ...

Usta planlar ve yapar, hataya yer yoktur çünkü bilir.
Yani ne malzeme kullanacak, işi nasıl yapacak vs. yani bilir ve yapar.
oysa sanat bilinerek yapılmaz hatalara açıktır hiç aklına gelmeyen bir malzemeyi bile kullanabilirsin ve ortaya ne çıkabileceğini bilmezsin.
Oysa bir usta ne yapacağını ve malzemesini çok iyi bilir,
duvar örecektir ve kusursuz örer, hata yapmaz çünkü duvar çöker...
Kuru fasulye yapacaktır ve tarifi bilir ve yapar
yani bir macera değildir bu, fasulye su, tuz vs.
ustaların tarifleri ve yöntemleri vardır.
Oysa sanatın genel bir tarifi ve kuralları olamaz
yada kullanılacak malzemenin ne olduğu.

Turhan KA. 9 ocak 2026 Buca

HERKES USTA OLMAK İSTİYOR....

HERKES USTA OLMAK İSTİYOR....

Herkes usta olmak istiyor, çünkü bu güzel bir mevkii...
Picasso neden çocuk gibi resimler yapmaya çalışmış ve buna ömrünü vermiş... Büyük olasılıkla çocukların o kural tanımaz ve olmaz denilen her şeyi çok samimi bir şekilde yapabildiği için, bu ruh halini yakalamak için yani bir tercih yapmış, usta olmak için uğraşmamış yoksa yaptığı çok güzel resimler varken hem de bu çok kolay bir şey değil.
Peki neden bunu yapmış sanat başkaları için değil sadece kendimiz ile ilgili, zaten dünyada sanat diye konuştuğumuz ne varsa budur zaten. Bizi alkışlasınlar diye üretilmez, tamamen içimize dönebilmek ve geleneksel kuralları reddetmek ustalığı bir kenara bırakabilmek, bu çok kolay değil büyük bir cesaret ister zaten sanat denen şeyde tamda burada başlar.

Turhan KA. 9 ocak 2026 Buca

8 Ocak 2026 Perşembe

SADECE SINIRLARI OLMAYANLAR GÖRÜR...

SADECE SINIRLARI OLMAYANLAR GÖRÜR...

Bu bir minder üzerinde oturur gibi duran iki figür, yada neyse çok bir şeye benzetmek için söylemiyorum, Neyse bu sabah masayı sildiğim bir peçete, elimle buruşturdum ve masanın üzerine bıraktım sonra arkasından gelen ışıkla beni cezbetti elime aldım ve oynayarak masada durması için altını kıvırdım ve masada ayakta dengede durdurdum sonra elimle biraz şekil verdim. 2017 den bu tarafa kendimce heykel mask yapıyorum bu sürede epey yol aldım. Bence heykel her türlü malzeme ile yapılabilir bunu bir heykeltraşım falan diye söylemiyorum heykeltraş değilim bu çokta umurumda değil, ben kendi sınırlarım ile oynamayı seviyorum. Neyse sonra elim ile şekil verdiğim bu peçeteyi fotoğrafladım sonra onu ekranda çizdim en sonunda siyah beyaza çevirip etrafını dekupe edip siyah bir alan içerisine aldım. Bu benim için bir sanat eseri o bir heykel falan değil onu bu son hali ile fotoğraf olarak kullanacağım bir sergimde olabilir mesela.

Müdahale edilmiş peçete fotoğrafı ocak 2024







CNN AFİŞ Sergi haberi...


 

HABERTÜRK SCALA Sergi haberi...


 

NTV GECE GÜNDÜZ... Sergi haberi


 


Sesleri Alan: MARKO BUDURİS ...
Size Marko Buduris kimdir ? diye sorsam... “Marko Buduris mi, o da kim acaba ?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Çocukluğumda, mahallemizde yazlık bir açık hava sineması vardı; yaz akşamları mahallenin bütün çocukları dışarıda oynardık. Sinemadan gelen film sesleri bütün mahalleyi kaplardı. Bazen kaçak olarak, bazen de büyüklerimizle sinemaya giderdik. Televizyonun henüz yaygın olmadığı zamanlar. Hemen herkes çekirdek çitler, kovalarda buzların içinde satılan gazozlardan içerdi. Sohbetler edilir, sonra ışıklar söner, film başlardı. Beyazperdede yazılar akmaya başlayınca bir isim hep dikkatimi çekerdi: Sesleri Alan: MARKO BUDURİS… Aradan uzun yıllar geçti; MARKO BUDURİS’i hiç görmedim, fakat unutmadım da. Bu isim aklımdan hiç çıkmadı. Araştırmama rağmen kendisi hakkında çok da bir bilgiye ulaşamadım. Bu resimleri, MARKO BUDURİS’in şahsında o güzelim filmlerde emeği geçen, adları afişlerde yer almayan, çoğumuzun tanımadığı, bilmediği sinema emekçilerine ithaf ediyorum. Dikkatli izleyiciler aynı zamanda resimlerde sinema afişleri, duvarlar ve yazılarla birlikte 1950 sonrası Türkiye’sinden günümüze kadar gelen süreçte toplumu derinden etkileyen olaylardan kesitleri bulacaklar. “Evet Sesleri Alan: MARKO BUDURİS”
TURHAN KA. 2008 İzmir.

PLASTİK SANATLAR...




PLASTİK SANATLAR...

BRHD 'nin aralık ayında yapılacak 53. büyük sergisi için ne yapayım diye düşünürken parkta su içerken aklıma geldi bu fikir.
Ülkemizde ki PLASTİK SANATLAR dünyasına bir eleştiri olarak bir gönderme yapayım diye düşündüm. Ne yapmalıyım diye düşünürken elimde biten su şişesi ile oynarken birden aklıma geldi. Evet atık plastik malzemelerden bir iş yapayım dedim işte bu plastik su şişelerinden... ve her gün evden markete gidişte küçük bir su alıp dönerken evimin yakınındaki parka uğrayıp bankta oturup suyu içtim, suyu içerken nasıl bir şey yapmalıyım diye düşündüm. İçtiğim şu şişelerini ayağımın altında ezip bir poşete koydum. Yaklaşık 20 gün falan su şişelerini ve sağda solda gördüğüm uygun atık plastik malzemeleri biriktirdim.
Her yıl yıl sonu yapılan Serginin kataloğu da yapılıyor, bu yıl sonu sergileri ülkemizin sanat yaşamı için önemli bir etkinlik.
Dernek bu yıl şöyle bir karar almış isterseniz size 100*100 ölçülerinde bir tuval gönderiyor ve yaptığınız işi dernek koleksiyonuna bağış olarak alıyor. Bende ülkemizin başkenti Ankara'da benden bir iz olsun istedim ve bu işi yaptım.
Tamamen atık plastik malzemelerden yaptım ve adını da PLASTİK SANATLAR... koydum. Resimde sanatın evrenselliği ne bir gönderme olarak dünya sanatını ters yüz etmiş Picasso'yu ve sanat da ustalık ile ilgili çok güzel tespitleri olan şair Turgut Uyar'ın çok sevdiğim "Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalık da her şey naylondandı o KAdar" sözünü ve ayrıca sanatsal üretimlerim de çok önemli bulduğum çocuk saflığına bir gönderme olarak resmin ortasında yine parkta bulduğum kırmızı bir balonu kullandım.
Resim Ankara'da 4-13 aralık tarihleri arasında BRHD 53. yıl sonu büyük sergisi olarak Çankaya Çağdaş Sanatlar merkezin de sergilenecek. Ankaralı dostlarım ve sanatseverlerin izlemesini isterim.

PLASTİK SANATLAR... Atık plastik malzemeler ile kar. 100*100*6 cm. 2023 BRHD. kol.

Turhan KA. 26 Kasım 2023 Buca

6 Ocak 2026 Salı

X'LER...

 


Bulmaca kitabı üz. negatif 30X21 cm.2026

5 Ocak 2026 Pazartesi

4 Ocak 2026 Pazar

Dostum KA. OTOPORTRE...

 




Dostum KA. OTOPORTRE...
Fotoğraf üz. kar. 2026

2 Ocak 2026 Cuma

OTOPORTRE...

 




OTOPORTRE...

fotoğraf üz. kar. 2026


1 Ocak 2026 Perşembe

YENİ OLSUN...

   YENİ OLSUN...

Saat 7. 36 hala karanlık, geçen yılda böyleydi, küçücük çocuklar, insanlar, öğrenciler öğretmenler, işçiler, simitçiler, çöpçüler göz gözü görmezken sabahın köründe yollara düştüler
Yeni bir yıl daha çok ışık vermeli, saf gün ışığı dünyayı aydınlatan ışık, lamba yakarak aydınlık olmaz, güneş ışığı lazım.
Yada özlü sözler ile derinlik olmaz, çok çalışmalı çalışmalı çalışmalı.
Bizi her alanda uyuşukluk tembellik bitirir.
Renkli canlı neşeli olmalı tabii renkli takım tutmak anlamında söylemiyorum bunu kendimiz canlı ve renkli olmalıyız.
Yani salata yaparken bile neşe ile yapmalıyız, bir işi yaparken üşenmemeliyiz, canlı enerjik ve genç olmalı su içmeyi ihmal etmemeli limonu da sabahları yürüyüş yada egzersiz keyif ile bir kahve içmeliyiz yada çay, çay iyidir, arada bol sirkeli sarımsaklı ayak paça içmeli, sevdiklerin ile bir kadeh ne varsa işte ama birlikte içmeli parka daha çok gitmeli kedileri daha çok sevmeli, kaybettiklerimizi sevgi ve özlem ile anmalı, yaramaz kim varsa uzak durmalı arada bakkala uğramalı marketler zaten çok kazanıyor.
Çalışmalı, sevmeli yürümeli resim yapmalı elleri boyamalı en çok ta gülmeli en çokta kendimizle ilgilenmeli. Saat 7. 52 hala karanlık. Bu yeni yılda ülkemdeki aydınlık artsın umutlar çoğalsın, çocuklar gülsün şekerleme ürünleri yemesinler çünkü zararlı havuç yesinler, nar yesinler, portakal yesinler, kola içmesinler çocuklar ve kadınlar bir toplumun aynasıdır onlara iyi bakalım yirmi dakikadır yazıyorum, herkes yazsın yazmak iyidir söz gider, yazı KAlır, güzel olan ne varsa kalsın iyiler çoğalsın kötülerin aq.
Her şey insanlara layık olsun sanatçılarda biraz orijinal olsun yada orijinal kalsın kopya ne varsa sümen altı edilsin, milletvekili aylıkları düşsün, emekli aylıkları insanca yaşayacak kadar olsun, üniversite okumamış en az bir yabancı dil bilmeyen milletin vekili olamasın bakanlar sadece bakan olmasın, konuşmaktan aciz olanlar kitap okumayanlar proje üretmeyen ler meclise giremesin ki bu ülke daha yaşanılır bir ülke olsun, yoksa seneye bu gün hiç bir şey değişmemiş olur hatta dahada kötü olur. Yeter yeter yeter ! Demokrasinin, adaletin, insan emeğinin, onurunun özgürlüklerin ve daha çok edebiyatın, tiyatronun şiirin sanatın olduğu güzel bir ülkede yaşamak istiyoruz...

Turhan KA. 1 Ocak 2026

31 Aralık 2025 Çarşamba